Menü
Ana sayfa
Portal
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Neler yeni
Featured content
Yeni mesajlar
Yeni profil mesajları
Son aktiviteler
Kullanıcılar
Kayıtlı üyeler
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Ana sayfa
Forumlar
Güncel
Hayvanlar Alemi
Hayvan Hastalıkları
Köpek Hastalıkları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Che" data-source="post: 17" data-attributes="member: 1"><p><strong>Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)</strong></p><p></p><p> Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır. Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasında alınan süt, ağız sütü, yüksek miktarda antikor içerir.) almış yavrularda, materyal (anneden alınan) antikorlar yavruyu aşağı yukarı 12 hafta kadar korur. Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 hafta arasında değişir. Bu nedenle hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde yaygındır. Fakat daha yaşlı köpeklerde de rastlanabilmektedir. Yüksek ateş (40-41’C) ile başlayan hastalık, 4 formda kendini gösterebilir.</p><p> Bunlar; Göz ve burun formu, sindirim sistemi formu, akciğer formu ve sinirsel form ’dur. İştahsızlık, depresyon, burun ve göz akıntıları İle başlayan hastalık, kusma ve ishal ile devam eder. Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80’ni) ölür. Gastro intestinal formunu atlatmış gibi, sanki iyileşiyormuş gibi görülen hayvanlarda, yaklaşık 14 gün bir ara dönemden sonra, solunum sistemi formu ve sinirsel formlar arka arkaya görülebilir. Solunum sistemi formu, tipik, zatürre semptomları ile kendini belli eder, sık ve güç solunum, baFourvet öksürük, gittikçe zayıflama, yemek yiyememe gibi.</p><p> Hastalığın son dönemi dediğimiz, sinirsel formunda ise sara tipi nöbetler, tikler ve felçler gözlenir. Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkilediğinden, köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur. Ayrıca, hayatı boyunca vücudunun belli bir bölgesinde bir tik, kalıcı olacaktır. Bu Tikler giderek azalır ancak asla yok olmazlar. Distemper virüsünün hastalık yapma yeteneği, köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.</p><p><strong>Tedavisi:</strong> Gençlik hastalığının tedavisi klinik belirtilere bakılarak yapılır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve desteklemek tedavide hedef olmalıdır. Son yıllarda antiviral ilaçlar, hastalığın ilk safhasında yani viremi döneminde faydalı olmaktadır. Fakat bu tedaviler oldukça güç ve pahalı olmaktadır. Aynı zamanda, sonuç almak ta oldukça güç, baFourvet imkânsız olan bu hastalıkta en etkili yöntem, yavru köpeklerin 7-9 haftalık iken, 3-4 hafta ara ile 2 kez aşılanması ve her yıl aşının 1 defa tekrar edilmesidir.</p><p></p><p><strong>Canine Parvovirus (Kanlı İshal)</strong></p><p></p><p>Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nispeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakınlıkları vardır. İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır. Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere, yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına (miyokarditis) neden olur. Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır. Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir. Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır. Bu hücreler, bağırsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.</p><p>Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır. Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur. Kusmayı sulu, kötü kokulu, sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler. İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur. Ateş 41.C kadar yükselir. Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür. Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar. Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir. Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir. Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Virüslerin bağışıklık sistemini nasıl baskıladıklarıyla ilgili 4 ana mekanizma vardır. Bu mekanizmalar sayesinde virüsler, vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garantiye alırlar.</p><p>Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler. Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği komutları bozar veya ortadan kaldırır. Modifiye canlı parvovirüs aşıları, köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.</p><p><strong>Tedavisi; </strong>Genellikle hızla gelişen belirtiler, çoğu zaman yavru köpeklerde tedaviye fırsat vermemektedir. Fakat yine tedavi klinik semptomlara göre bakılarak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ilaçlarla veya antiviral ilaçlarla sağaltım denenebilir. Yine en iyisi, anne sütünü tam alamamış hayvanlarda, 6. haftalıktan itibaren parvovirüs aşılarına başlanmalıdır.</p><p></p><p><strong>Infectious Canine Hepatitis, CAV-1 (Bulaşıcı Karaciğer Hastalığı)</strong></p><p></p><p>Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) . Bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köpeklerde görülmektedir. Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olurlar. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak da adlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenebilir.</p><p></p><p><strong>Infectious Tracheobronchitis-Kennel Cough (Barınak Hastalığı)</strong></p><p></p><p>Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Tracheobronsitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir. Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır. En karakteristik klinik belirti olarak öksürük ve hemen arkasından burun çevresinde iltihabik karakterli, yapışkan bir akıntı göze çarpar. Vücut ısısı yüksek veya normal olabilir. Yetişkin hastalarda genelde bunların dışında bir belirti görülmez.</p><p>Genç köpeklerde hastalık daha hızlı seyreder ve klinik belirtiler daha şiddetlidir. Öksürük ile birlikte exudat çıkışı ve burun akıntısı görülür. Beden ısısı yüksektir. Halsizlik ve iştahsızlık ileri derecededir. Hastalık haftalarca sürebilmektedir. Eğer tedavide ikincil enfeksiyonlar işe karışırsa, hastalık ciddi boyutlarda seyredebilir. Bu nedenle hastalık ilk çıktığında, köpeğin genel durumu bozulmadan mutlaka veterinere başvurulmalıdır.</p><p></p><p><strong>Leishmaniasis</strong></p><p></p><p>Zoonoz karakterli paraziter bir deri hastalığıdır. Tropikal bölgelerde ve Akdeniz ülkelerinde sık görülen hastalık köpeklerde kutanöz ve viseral olmak üzere iki formda görülmektedir.</p><p>Hastalığın etkeni bir protozoon olan Leishmania?dır. Her iki formun şekillenmesinde farklı türler etken olmaktadır.</p><p>Köpeklerde hastalığa neden olan türler Leishmania canis (leishmania donovani) ve Leishmania tropica dır.</p><p>Hastalık phlebotomus türü keneler, tatarcık ve kum pireleri gibi kan emen sinekler ile bulaşmaktadır. Hastalık etkeni bulaştıktan sonra kuluçka süresi haftalar hatta yıllarca sürebilmektedir. Buna karşın hastalığı geçirenler ise bağışıklık kazanmaktadır.</p><p>Hastalık etkenini taşıyan insektisitlerin ısırması ile bulaşan etken 1 ay ile 1 yıl arasında değişen bir kuluçka süresi geçirir. Isırılma bölgesinde hücre bağışıklık sistemi yeterli ise lezyonlar lokalize olur. Bağışıklık yetersiz ise lezyonlar hızla yayılır. Etken bulaşma yerindeki deride, makrofajlar içerisinde yayıldıktan sonra dalak, karaciğer, lenf yumruları, kemik iliği ve bağırsaklara yayılarak viseral formun oluşumuna neden olur ve hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Genellikle nüksler söz konusudur ve hastalık çoğu zaman medikal tedaviye olumlu cevap vermez.</p><p>Değişken bir klinik semptom gözlenmektedir. Yaygın olarak deri lezyonları görülmekle birlikte tırnaklarda deformasyon, kaslarda atrofi, lenfadenopati, aralıklı gözlenen ateş, halsizlik, sindirim sistemi problemleri, poliartritis, polidipsi, glomerulonefritis, anemi ve keratokonjuktivitis gibi belirtiler de görülebilmektedir. Deri lezyonları genellikle kulak kepçesi, yüz ve ayaklarda görülür. Kaşıntısız olan bu lezyonlar, bulunduğu vücut bölgesine göre değişmekle birlikte dermatitis, hiperkeratosis, kabuklanma, nodül, erezyon, ülser, fistül şeklinde gelişir. Köpeklerde özellikle bacaklar ve baş bölgesinde eksfoliatif dermatitis ve nasodigital hiperkeratosis, ayak tabanları, ağız kenarı gibi deri ve mukozaların birleşme noktalarında, kulak uçlarında ülseratif dermatitis, karın bölgesinde steril pustuler dermatitis, genel olarak deride ise nodüller görülür.</p><p>Hastalığın seyrinin ağır olması ve genellikle tedaviye olumlu cevap alınamaması nedeniyle koruyucu hekimlik hastalığın önlenebilmesinde büyük önem taşımaktadır. Taşıyıcı olan insektisit mücadelesi dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.</p><p>Hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Köpeklerde genellikle viseral formda görülen hastalığın erken dönemlerde teşhis edilmesi, hastalığın tedavisinde önem taşımaktadır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Che, post: 17, member: 1"] [B]Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)[/B] Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır. Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasında alınan süt, ağız sütü, yüksek miktarda antikor içerir.) almış yavrularda, materyal (anneden alınan) antikorlar yavruyu aşağı yukarı 12 hafta kadar korur. Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 hafta arasında değişir. Bu nedenle hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde yaygındır. Fakat daha yaşlı köpeklerde de rastlanabilmektedir. Yüksek ateş (40-41’C) ile başlayan hastalık, 4 formda kendini gösterebilir. Bunlar; Göz ve burun formu, sindirim sistemi formu, akciğer formu ve sinirsel form ’dur. İştahsızlık, depresyon, burun ve göz akıntıları İle başlayan hastalık, kusma ve ishal ile devam eder. Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80’ni) ölür. Gastro intestinal formunu atlatmış gibi, sanki iyileşiyormuş gibi görülen hayvanlarda, yaklaşık 14 gün bir ara dönemden sonra, solunum sistemi formu ve sinirsel formlar arka arkaya görülebilir. Solunum sistemi formu, tipik, zatürre semptomları ile kendini belli eder, sık ve güç solunum, baFourvet öksürük, gittikçe zayıflama, yemek yiyememe gibi. Hastalığın son dönemi dediğimiz, sinirsel formunda ise sara tipi nöbetler, tikler ve felçler gözlenir. Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkilediğinden, köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur. Ayrıca, hayatı boyunca vücudunun belli bir bölgesinde bir tik, kalıcı olacaktır. Bu Tikler giderek azalır ancak asla yok olmazlar. Distemper virüsünün hastalık yapma yeteneği, köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir. [B]Tedavisi:[/B] Gençlik hastalığının tedavisi klinik belirtilere bakılarak yapılır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve desteklemek tedavide hedef olmalıdır. Son yıllarda antiviral ilaçlar, hastalığın ilk safhasında yani viremi döneminde faydalı olmaktadır. Fakat bu tedaviler oldukça güç ve pahalı olmaktadır. Aynı zamanda, sonuç almak ta oldukça güç, baFourvet imkânsız olan bu hastalıkta en etkili yöntem, yavru köpeklerin 7-9 haftalık iken, 3-4 hafta ara ile 2 kez aşılanması ve her yıl aşının 1 defa tekrar edilmesidir. [B]Canine Parvovirus (Kanlı İshal)[/B] Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nispeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakınlıkları vardır. İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır. Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere, yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına (miyokarditis) neden olur. Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır. Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir. Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır. Bu hücreler, bağırsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir. Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır. Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur. Kusmayı sulu, kötü kokulu, sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler. İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur. Ateş 41.C kadar yükselir. Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür. Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar. Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir. Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir. Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Virüslerin bağışıklık sistemini nasıl baskıladıklarıyla ilgili 4 ana mekanizma vardır. Bu mekanizmalar sayesinde virüsler, vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garantiye alırlar. Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler. Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği komutları bozar veya ortadan kaldırır. Modifiye canlı parvovirüs aşıları, köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir. [B]Tedavisi; [/B]Genellikle hızla gelişen belirtiler, çoğu zaman yavru köpeklerde tedaviye fırsat vermemektedir. Fakat yine tedavi klinik semptomlara göre bakılarak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ilaçlarla veya antiviral ilaçlarla sağaltım denenebilir. Yine en iyisi, anne sütünü tam alamamış hayvanlarda, 6. haftalıktan itibaren parvovirüs aşılarına başlanmalıdır. [B]Infectious Canine Hepatitis, CAV-1 (Bulaşıcı Karaciğer Hastalığı)[/B] Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) . Bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köpeklerde görülmektedir. Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olurlar. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak da adlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenebilir. [B]Infectious Tracheobronchitis-Kennel Cough (Barınak Hastalığı)[/B] Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Tracheobronsitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir. Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır. En karakteristik klinik belirti olarak öksürük ve hemen arkasından burun çevresinde iltihabik karakterli, yapışkan bir akıntı göze çarpar. Vücut ısısı yüksek veya normal olabilir. Yetişkin hastalarda genelde bunların dışında bir belirti görülmez. Genç köpeklerde hastalık daha hızlı seyreder ve klinik belirtiler daha şiddetlidir. Öksürük ile birlikte exudat çıkışı ve burun akıntısı görülür. Beden ısısı yüksektir. Halsizlik ve iştahsızlık ileri derecededir. Hastalık haftalarca sürebilmektedir. Eğer tedavide ikincil enfeksiyonlar işe karışırsa, hastalık ciddi boyutlarda seyredebilir. Bu nedenle hastalık ilk çıktığında, köpeğin genel durumu bozulmadan mutlaka veterinere başvurulmalıdır. [B]Leishmaniasis[/B] Zoonoz karakterli paraziter bir deri hastalığıdır. Tropikal bölgelerde ve Akdeniz ülkelerinde sık görülen hastalık köpeklerde kutanöz ve viseral olmak üzere iki formda görülmektedir. Hastalığın etkeni bir protozoon olan Leishmania?dır. Her iki formun şekillenmesinde farklı türler etken olmaktadır. Köpeklerde hastalığa neden olan türler Leishmania canis (leishmania donovani) ve Leishmania tropica dır. Hastalık phlebotomus türü keneler, tatarcık ve kum pireleri gibi kan emen sinekler ile bulaşmaktadır. Hastalık etkeni bulaştıktan sonra kuluçka süresi haftalar hatta yıllarca sürebilmektedir. Buna karşın hastalığı geçirenler ise bağışıklık kazanmaktadır. Hastalık etkenini taşıyan insektisitlerin ısırması ile bulaşan etken 1 ay ile 1 yıl arasında değişen bir kuluçka süresi geçirir. Isırılma bölgesinde hücre bağışıklık sistemi yeterli ise lezyonlar lokalize olur. Bağışıklık yetersiz ise lezyonlar hızla yayılır. Etken bulaşma yerindeki deride, makrofajlar içerisinde yayıldıktan sonra dalak, karaciğer, lenf yumruları, kemik iliği ve bağırsaklara yayılarak viseral formun oluşumuna neden olur ve hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Genellikle nüksler söz konusudur ve hastalık çoğu zaman medikal tedaviye olumlu cevap vermez. Değişken bir klinik semptom gözlenmektedir. Yaygın olarak deri lezyonları görülmekle birlikte tırnaklarda deformasyon, kaslarda atrofi, lenfadenopati, aralıklı gözlenen ateş, halsizlik, sindirim sistemi problemleri, poliartritis, polidipsi, glomerulonefritis, anemi ve keratokonjuktivitis gibi belirtiler de görülebilmektedir. Deri lezyonları genellikle kulak kepçesi, yüz ve ayaklarda görülür. Kaşıntısız olan bu lezyonlar, bulunduğu vücut bölgesine göre değişmekle birlikte dermatitis, hiperkeratosis, kabuklanma, nodül, erezyon, ülser, fistül şeklinde gelişir. Köpeklerde özellikle bacaklar ve baş bölgesinde eksfoliatif dermatitis ve nasodigital hiperkeratosis, ayak tabanları, ağız kenarı gibi deri ve mukozaların birleşme noktalarında, kulak uçlarında ülseratif dermatitis, karın bölgesinde steril pustuler dermatitis, genel olarak deride ise nodüller görülür. Hastalığın seyrinin ağır olması ve genellikle tedaviye olumlu cevap alınamaması nedeniyle koruyucu hekimlik hastalığın önlenebilmesinde büyük önem taşımaktadır. Taşıyıcı olan insektisit mücadelesi dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Köpeklerde genellikle viseral formda görülen hastalığın erken dönemlerde teşhis edilmesi, hastalığın tedavisinde önem taşımaktadır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
Güncel
Hayvanlar Alemi
Hayvan Hastalıkları
Köpek Hastalıkları
Üst